Varlığım Kudreti Elinde Olan Yüce ALLAH’A Hamd Olsun, Yeniden Yazmak Nasip Oldu.
Varlığım Kudreti Elinde Olan Yüce ALLAH’A Hamd Olsun, Yeniden Yazmak Nasip Oldu.
Bugün sabah saatlerinde mutlu bir haberle güne başladık. Türkiye Olimpiyatlar tarihinde ilk kez kadın Boks müsabakalarında Altın Madalya aldı. Buse Naz Sürmeneli kızımıza bu başarısından dolayı binlerce kez teşekkür ederiz. Çok zorlu bir süreçten geçiyoruz. Neredeyse her gün bir yangın bir felaket haberi alıyoruz. Dünya artık yaşanılamaz bir yere dönüştü, insanlık olarak bu durumda payımız büyük… Sanırım şu anda izlediğimiz bilim kurgu filmleri kısa bir süre içerisinde gerçek olacak. Yaşana bilecek bir gezegen bulabilmek için insanlar uzayda arayış içine girecek. Hakkımızda hayırlısı… Yüce ALLAH’IN nimetleri bol, ancak biz insan nesli olarak birbirimizi yemekten Yüce ALLAH’IN nimetlerinden yararlanmayı beceremiyoruz.
Bugünlerde Artvin siyasi gündemi sakinleşti. Arhavi ve Murgul’daki sel felaketi bizi derin üzüntüye gark etti. İnsanların yaşam alanlarının yok olması ya da kendisiyle birlikte aile bireylerinin hayatlarının tehlike altında kalmasından daha vahim bir durum yoktur. İnsanlık olarak derin bir hezeyanlar çağından geçiyoruz. Sonumuz ne olur bilemem ancak gerçek manada yaşadığımız çağ insanlık tarihi içerisinde derin izler bırakacak. Tek kurtuluş ALLAH C. C. İpine sarılmak. Nede olsa o bizi bizden daha iyi biliyor.
Son olarak ülkemizin Güney kesimlerinde başlayan orman yangınları terazimizi şaşırttı. ALLAH aşkına hangi ülkede bir hafta, bilemedin on gün içerisinde 200’ün üzerinde orman yangını çıkar? Yakın zamanda açıklanacaktır. Zaten geçtiğimiz haftada dile getirmiştim. “Kısa süre içinde bu ormanları yakalanan insan dışı yaratıklar yakalanacaktır.” Diye… Hamd olsun geçtiğimiz hafta bunlardan bir kaçtanesi yakalandı. Lakin hangi ceza yanan ormanlarımızı ya da evlerimizi geri getire bilir? Ya hayatlar, Şehit olan görevlilerin dışında binlerce Orman Canlısı bu yangınlarda telef oldu. Bir çok büyük ya da küçük baş hayvan telef oldu. Ormanı bile bile yakan canilere en ağır ceza ne ise o verilmelidir. Onları öyle bir hale koymalıyız ki; bir daha kimse bu eylemem kalkışmamalıdır.
Tabi ki de bu yangınlardan menfaat elde etmek isteyenler ve bu yangınları siyasi malzemeye dönüştürenler var mıdır? Olmaz mı… Onlara da birkaç cümle sarf etmek isterim. Biz zaten yılladır alıştık. Türkiye Cumhuriyeti halkı için bir tek iyilik etmeyen, sırf kendi çıkarları için hareket eden bu zümrelere en güzel cevabı halk veriyor. Dün Muğla’daki yangınlarda evi yanan bir vatandaşın paylaşımı karşısında don kaldım. Evet daha yangının üzerinden bir hafta geçmeden adamın yeni evi için temel atılmış… daha yangın soğutmaları devam ederken orada yangından zarar gören vatandaşlarımızın yaraları sarılıyor. Bu durumu gelişmiş devletlerde dahi göremezsiniz. İstediğiniz kadar araştırın. Şimdi yeni bir moda çıktı ya “Z Kuşağı değişim istiyor.” Diye… O “Z Kuşağı” kimse ona sesleniyorum. “Kardeşlerim Türkiye 1999’da tarihinin en büyük depremini gördü ve bu depremin üzerinden 72 saat geçtikten sonra o zaman ki hükümet ancak sahaya indi.” Yazdıklarımda en küçük bir abartı varsa bir daha yazı kaleme almayacağım.
1999 depreminde yaşanılan Travma öylesine büyüktü ki; binlerce insan Marmara bölgesini terk edip, ata ya da dede topraklarına geri dönüş yaptılar. Bugün bile ilimizde 99 depreminden kaçan olarca insan görürüz. Sonrasında yaşananları araştırın, artık cahil insan kalmadı dünya iki parmağımızın ucunda, bakın neler olmuş. Biliyorum ki sizler de çok şaşıracaksınız ve ilk cümleniz “Yok artık olacak.” Evet o zaman ambülans yoktu. Uçak yoktur. Helikopter yoktu. Çalışılacak iş hiç yoktu. Nereden nereye geldik.
Bu yaşanılan değişimi en çok Artvin hissetti. 2000’li yılların başına kadar Artvin her yıl yüzlerce insanın göç ettiği bir şehirdi. 50 yıl gibi kısa sürede nüfusunun %50’sinden fazlasını kaybetmiştir. Bu göçün ana sebebi neydi? İşsizlik! Evet beyler yanlış okumadınız. Bu şehirde akıl almaz bir işsizlik vardı. Devlet haricinde hiçbir özel sektör fabrikası yoktur. Devlette sadece kısıtlı imkanlar doğrultusunda Murgul’da bakır ve Artvin Merkez’de Lif levha fabrikası kurmuştu. Devlet daireleri haricinde Artvin’de ne özel iş yapacak bir olanak ne de iş bulacak özel sektör vardı. Birkaç küçük çaplı işletmeler onlarda güç bela ayakta duruyordu.
Gelinen noktada Artvin işsizlikte eksilere kadar düştü. Türkiye’nin bir çok bölgesinden insanlar Artvin’e iş bulmak için geliyor. Barajlar, Madenler vs bir çok iş kolu Artvin’e iş potansiyeli getirdi. Ha bunların çevreye zararı var mıdır? Bunlar farklı bir tartışma konusudur. O durumu farklı bir köşe yazımda ele alırız. Ancak ekonomik olarak ilimiz son 20 yılda inanılmaz bir çağ atladı bunu da kabul etmek zorundayız. İşin özeti beyler söylenilenlere ya da koparılan yaygaraya kulak vermeyin. Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle…
Sıddık Dalkılıç
Artvin Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni