11.07.2021, 15:05

İhanetin 5’inci Seneyi Devriyesindeyiz

İhanetin 5’inci Seneyi Devriyesindeyiz

Varlığım Kudreti Elinde Olan Yüce ALLAH’A Hamd Olsun, Yeniden Yazmak Nasip Oldu.

Beyler Bayanlar Kanun-i Sultan Süleyman’ın da dediği gibi “Bu Dünya’da muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi, aslında hayattaki en önemli değerimizin sağlık olduğunu onu yitirdiğimizde anlıyoruz. En küçük bir hastalıkta hayatımızın tamamı neredeyse durmak noktasına geliyor. Biz bunu Koronavirüs salgını döneminde anladık. Lakin hastalık başımıza gelmedi ya hala kendim dahil aşılamanın ne kadar önemli olduğunu anlayamıyoruz. Ben sanki gençliğime güvenip aşı yaptırmıyorum. Ancak görünen o ki bu hastalık gençliğe falan filan bakmıyor. Nice genç kardeşlerimiz bu hastalık yüzünden hayatının baharında öldü. İnşallah ben de önümüzdeki hafta içinde gidip aşımı yaptıracağım. Çünkü salgının seyri için aşı çok önemli. Artvin’de %67’lere kadar tek doz aşı uygulaması yapılmış, ancak bu rakama rağmen hala sarı kategorideyiz. Yani %70’lerin üzerine çıkarsak mavi olacağız. Zannedersem merkez ilçe dahil ilçe merkezindeki insanların %80’ine yakını aşılandı ama kırsalda köylerde yaşayan ve yaş grubu yüksek olan vatandaşlar aşılanamadı. Önümüzdeki süreçte onlara daha fazla ağırlık vermek lazım. Gerçi İl Sağlık Müdürlüğü bu konu da çok hassas ve bilinçli davranıyor. Onlara ne kadar teşekkür etsek azdır. ALLAH razı olsun. Salgın sürecinde şunu anladık ki bir Devlet için “Yasama, Yürütme ve Yargı” ne kadar önemliyse Sağlık Teşkilatı da o kadar önemliymiş. Gelişen yaşam biçimimizde sağlık teşkilatının yeri tartışılamaz bir noktaya gelmiştir.

15 Temmuz’un Sene-i Devriyesindeyiz.

Evet o hain kalkışmanın üzerinden 5 yıl geçmiş, bu beş yıl içerisinde o gece yaşadıklarımızın tümü hala hafızamızdadır. Vallahi de Billahi de hala öylesine hain bir gece yaşadığımıza inanamıyorum. Bir ülkede asker kendi sivil halkına kurşun sıkabilir mi? Tabi ki de hayır! Bunlar zaten asker değil ki! Bunların tümü asker kıyafeti giymiş terörist topluluğudur. Şimdi bütün ön yargılarımızı ve siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakalım. Bir ülkede halk tarafından seçilmiş meşru bir yönetim görevinin başındayken ve ülke olarak tam bağımsızlık yolunda ilerlerken nasıl olur da bu kalkışma yaşanır. Bugün sağduyulu ulusalcı yazar ve düşünürlerin cesaretli olanları aklındaki düşünceleri korkmadan halka aktarıyor. Adamların AK Parti’ye oy verme ihtimali dahi yok ancak ülkenin geldiği konumu da görüyorlar. İnsan olarak nefisleri engel olmaya çalışsa da vicdanları izin vermiyor gerçekleri saklamaya ve vicdanı olanlar bütün mahalle baskısına rağmen gördüklerini dile getirmekten korkmuyor.

Söylenilenlerin çoğu doğrudur. Beyler bugün Türkiye kıskaç içindedir. Ancak bütün zorluklara rağmen bütün kısıtlamalara rağmen 2016 yılından bu yana Türkiye en az 10 tane büyük kapsamlı operasyon düzenledi. Hele hele Libya ve Azerbaycan’da yaptıklarımızı bu operasyonlara dahil edemiyorum bile çünkü orada yaşananlar İstanbul’un Fethi gibi çağ açıp çağ kapatmasa da bir devir açıp, başka bir devri kapattı. Artık dünyada konvansiyonel harp kuralları yeniden yazılıyor. Bir orta halli araba boyutunda olan siha yüzlerce askerin yapa bileceği işi askerlerimizin canını tehlikeye atmadan yapıyor. Bakın artık sınır boylarımız da ya da doğu vilayetlerimizde hain bölücü örgüt pkk tarafından askerlerimiz şehit edilebiliyor mu? Yapandan ALLAH bin kere razı olsun, teröristler gözlerini açamıyor. 24 saat ihalar ve sihalar bütün memleketin üzerinde karış karış güvenliğimizi sağlıyor. Hani yaşadığımız zaman dilimi içerisinde bu gelişmenin önemini anlayamıyoruz ama ilerleyen zaman dilimi içerisinde göreceksiniz. Türkiye savaş sanayisinde Amerika, Rusya ve bazı Avrupa ülkelerinin ayarında değil daha iyi bir noktaya gelecek.

İşte yukarıda yazdığım gelişme nedeniyle herkesin bildiği gibi emperyalist güçler, Türkiye’nin önlemez yükselişine engel olmak için 15 Temmuz gecesinde ülke içindeki devşirme askerlerini kullandılar. Aslında bizim yüz yıllardır onlara yaptıklarımızı bize yapmaya çalıştılar. Ancak biz Türk milleti olarak mertçe Hristiyan çocuklarını Müslüman devşirip Ümmet-i Muhammed’in refahı için kullanıyorduk. Lakin gelinen noktada cemaat adı altında Müslüman çocuklarının beyinlerini yıkayıp, din kisvesi altında bu insanları diledikleri gibi ne yazık ki kullandılar. Kendisini pek sevmem ama bu açıdan baktığımız zaman Karl Marx’ın dediği “Din Afyondur.” Sözü bu durumu özetlemiştir. Din adı altında kendilerine inandırdıkları insanlara ne yazık ki türlü türlü kötülükleri farkında dahi olmadan kendi emelleri uğruna yaptırdılar.

Artık Türk milleti uyandı ve bundan böyle de bu insanlara fırsat vereceği ihtimali üzerinde dahi durmuyorum. Artık bütün halk el ele içimizdeki hainleri temizleyip müreffeh Türkiye için mücadele edeceğiz. Bu iş için de düşünce adamlarına ihtiyaç var. Ne yazık ki bu toplum artık bir Necip Fazıl Kısakürek, bir Mehmet Akif Ersoy, bir Nazım Hikmet, bir Tevfik Fikret, bir Nuri Pakdil yetiştirmiyor. Gençlerimizi ne olursa olsun bir ideal üzerine yetiştirmeliyiz. Hiççilikten uzak dünya meselelerini dert eden insanlar olarak yetiştirmeliyiz. Farkında mısın bilmiyorum ama dünyanın tam merkezinde yaşıyoruz. Jeopolitik konumumuz tartışılmayacak kadar önemlidir. Bu topraklarda kıyamete kadar yaşamak için “Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı” diyeceğiz. Çünkü dünya üzerinde bizden başka mazluma kucak açan bir millet yok. Bugün Müslüman toplumunun ve devletlerinin hali ortada Türkiye’den başka bir devlet var mı mazluma kucak açan, bu yüzden her daim uyanık olacağız. Cenab-ı HAKK’ın tarih eliyle bize yüklediği misyon var. Edirne’den Karsa kadar değil. Şimdilik “Viyana kapılarından Çin seddine kadar” hangi millet ve dinden olursa olsun, kardeşlerimizin yanındayız. Lakin yarın Kızıl Elma neresi olur bilemem. Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle…

Sıddık Dalkılıç

Artvin Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni