06.02.2021, 15:09

Yapılan Eylemler İlkesel Değil Siyasaldır.

Yapılan Eylemler İlkesel Değil Siyasaldır.

Varlığım Kudreti Elinde Olan ALLAH’A Ham Olsun, Yeniden Yazmak Nasip Oldu. Dünya olarak çok zor günlerden geçiyoruz ancak ümit ettiğim kadarı ile Korona Virüs belasından yavaş yavaş kurtuluyoruz. Tüm dünyada aşılamalar hızla yapılırken, Türkiye’de bir yandan hızla aşılama yaparken diğer yandan da dünyaya parmak ısırtacak şekilde salgınla baş ediyor. A’dan Z’ye kadar bütün sağlık çalışanlarına teşekkür ederim. Bu salgında en büyük çektiler, emekleri maddi bir karşılıkla kesinlikle ödenemez. ALLAH razı olsun.

Evet sağlık çalışanlarına teşekkür ettik amma bir de bu işin mimarı olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti var. Hiç lafı eğip bükmeyeceğim. Geçen günlerde eşim bir apandist ameliyatı geçirdi. Basit bir ameliyat gibi görünse de ameliyathaneye girdiğin zaman muhakkak bir risk vardır. Hamd olsun, çok şükür hiçbir sorun olmadan sağlığına kavuşmak üzere taburcu edildi. İşbu yazıyı yazmama sebep olan da Hükümetin sağlık alanında yaptığı “Devrimler” 18 yılda sağlık alanında inanılmaz devrim yapıldı. Türkiye’nin en uç köşesinde başkente Bin Km mesafedeki Artvin Devlet Hastanesinde halka verilen hizmet inanın bana eksiği var fazlası yok, Özel hastaneyi bırakın, 5 yıldızlı otel konforunda. Odalar iki ya da tek kişilik, sıcak soğuk yemek hem de salgın zamanında kusursuz hijyenikte getiriliyor. Doktorlar ve çalışanlar güler yüzlü hastanın derdi ile yakından ilgileniyor ve en önemlisi bunlar için bir TL dahi para alınmıyor. Evet bugün özel bir hastanede bu ameliyatı yaptırmış olsaydık en az 15 bin TL gibi bir para bizden alınacaktı. Ancak bir tek kuruş vermeden bütün imkanlardan yararlandık. Türkiye’de de yüzlerce Devlet hastanesinde On binlerce hastaya bu hizmetler 1 TL dahi para almadan tamamen bedava yapılıyor. Sakin bana muayyene parası falan filan demeyin, onlar yatan hastaya bir günde verilen çorba parasına denk geliyor. ALLAH razı olsun. Büyük devlet böyle olur.

Şimdiki “Z” kuşağı bunları bilmez. 1990’lar da hastaneler resmen rant yuvalarına dönmüştü. Youtube de her türlü videosu var bakın, izleyin. Bıçak parası denen bir kavram vardı ki özür diliyorum bütün doktorları kesinlikle kast etmiyorum. Bazı doktorlar bu parayı almadan bırak ameliyat yapmasını hastaya bile bakmazdılar. Hani Hipokrat, hani yemini… ilaç almak dert, SSK hastanesi ve devlet hastanesi ayrımı denen saçma sapan uygulamalar. Neler neler Aman ALLAH’ım hatırlamak dahi istemiyorum. En küçük bademcik iltihabı için da SSK’lılar Borçka’daki SSK hastanesine gitmek zorunda kalırdı.

Tamam bugün hükümeti beğenmeye bilirsin. Ancak bugün yapılan eleştirilerin tamamı hizmet adında değil, fark ettiniz mi? Kimse “AK Parti hizmet etmiyor” demiyor. Hiçbir dayanağı olmayan, ilkesel olmayan, siyasi rant söylemlerinin olduğu eleştiriler yapılıyor. Neymiş efendim Boğaziçi Üniversitesine Boğaziçili Rektör atanacakmış! Pardon da bu T. C. Anayasasının kaçıncı maddesidir? Şaşılacak iş kendilerini sosyalist ilan edenlerin bazıları bugün en büyük faşistliği ortaya koyuyor ve bazılar da bunları destekliyor. O zaman bütün devlet kurumlarına o kurumun çalışanlarını idareci yapalım. Ne güzel bir bakış açısı… Öğretmenler kendi milli eğitim müdürünü seçsin, Polisler kendi emniyet müdürünü seçsin, hakim ve savcılar kendi Başsavcısını ve Hakimini seçsin, o zaman siz görün kutuplaşma ve siyaseti… Türkiye Cumhuriyeti Afrika’daki “Mesai” kabilesi değildir. Hatırlatmak isterim.

Gelişmiş dünya ülkelerinin neredeyse tamamında Rektörler atama ile gelir. Hatta Amerika ve batı ülkelerinde bazı vakıf üniversitelerinde evet doğru okudunuz “Kilise Papazları” Rektör atamasını yapar. Araştırın ama amaç farklı beyler, amaç ağaç meselesi değil, amaç eğitim meselesi hiç değil. Siyasal olarak kaos oluşturup, bu kaostan beslenmek…

Neymiş efendim Erdoğan istifa etsin. Bazıları sırf kargaşa çıkarmak için Demokrasiden söz edip Rektörlerin seçimle gelmesi gerektiğini dile getiriyor ama bu bazıları seçimle gelen hem de 1. Turda halkın %52’sinin oyunu alan Cumhurbaşkanının istifa etmesini isteyecek kadar utanmaz açıklamalarda bulunuyor. Yazıklar olsun, bu ülkede Demokrasi denen bir sorun yok. Sadece siyasal rant var.

Anladığım o ki kutuplar değişecek eski siyasal ve toplumsal kavramların tamamı çöpe atılmaya çalışılacak. Ülkeye kurşun sıkan, polisimize askerimize kurşun sıkan insanlık vasfını yitirmiş yaratıklara yakında meşruluk dahi istenecek. Bunun yanında Türkiye’de (Gerçi bu durum tek Türkiye’de değil tüm dünyada böyle olacak.) sağcı, solcu, Atatürkçü, Muhafazakâr kalmayacak. Bunu bir tek ben demiyorum geçenlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da dedi. Ulusalcı, Milliyetçi vatanperver, dine saygılı insanlarla, Kürselci hedeflere hizmet eden ulus devletleri hiçe sayan dünya tek bir milletten oluşur diyen siyası taraflar varlık bulacak.

Durum çok tehlikeli, tamam benim sevemeye bilirsiniz, fikirlerimi de beğenmeye bilirsiniz saygı dahi duymaya bilirsiniz. Ancak bu söylediklerimin tamamı gerçek analizlerdir. Yazdıklarımı ciddiye alsanız da almasanız da bu yukarıda yazılanların tamamı gün gibi ortadadır. Önceki yazılarımı okuyun 2012’den beri köşe yazıları yazmaktayım. Şimdiye kadar hamd olsun dün beyaz dediğime bugün siyah demedim. Türkiye tarihinin en zorlu günlerinden geçiyoruz. Dünya virüs belasından kurtulmak üzereyken, daha büyük felaketlere gebe olabilir. Ne de olsa bu fabrikasyon virüs olayı tuttu, belki de yakında sırf daha fazla para kazanmak için kapital sermeye uşakları daha güçlü virüsler çıkara bilir. Dahi dünya üzerinde ulaşıma koya bilir. Peygamber efendimizin Hadis-i Şerifinde bahis ettiği gibi “Müslüman uyanık olacak, Müslüman uyanık olacak, Müslüman uyanık olacak.” Çünkü Cenab-ı HAAK bazen fakirlikle, bazen de bollukla sınar. Bazen itibar kaybı verir, bazen de istikrac eyler makam verir, insanı o makamla sınar. Önemli olan malın da mülkün de makamın da mevkiinin de tek sahibinin ALLAH olduğunu bilmektir. Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle….