11.02.2021, 15:10

O Sarı Benekli Öküzü Vermeyecektik

O Sarı Benekli Öküzü Vermeyecektik

Varlığım Kudreti Elinde Olan ALLAH’A Hamd Olsun Yeniden Yazmak Nasip Oldu. Son günlerde insanların psikolojisi iyice bozulmuş durumda. Tüm dünyada basın ortaklaşa karar almış gibi korku pompalamakta “Yeter biraz da susun” herkes vehim hastalığına yakalanmak üzere, etrafımızda panik atak sayısı her geçen gün artmakta. ALLAH aşkına yapılan araştırmalara göre Türkiye’de sigaradan ölenlerin sayısı 220 civarında yani Korona virüsten çok ama çok tehlikeli lakin sigarayı bırakmak konusunda hiçbir yazılı ya da görsel medya organının Korona Virüs gibi savaş verdiğini gördünüz mü? Hayır çünkü sigara pazarı çok büyük ve küresel sermaye buna izin vermez. 1960’lara kadar sigara çocuklara ilaç niyetine satılıyordu. Düşünün durumun vahametini! İşin özeti özellikle Türkiye’deki tüm haber kanallarının en az altı ay kapatılması lazım. Birkaç yıl öncesine kadar haber kanallarında kültür, sanat, edebiyat tartışılırdı. Evrim teorisi şiddetle tartışılırdı. Ancak son günlerde her akşam siyaset, korona virüs başka bir konu yok. Sürekli aynı konuları korkuyla beraber insanların bilinç altına sokuyorlar o yüzden bu durum çok ama çok tehlikeli. Belki de küreselcilerin büyük oyunu medya ayağı ile servis ediliyor. Tüm Dünya’da olduğu gibi Türkiye’yi de kutuplara ayırmak istiyorlar.

Her neyse “Lafın fazlası ahmaklara edilir.” Benim okurlarım Arif’tir ne demek istediğimi anlamışlardır bile… Gelelim Sarı benekli Öküz hikayesine… Aslanlar aç kalmış ve yeni av bulmak için yola çıkmışlar az gitmişler, uz gitmişler dere, tepe düz gitmişler. Bir müddet sonra bir Sığır sürüsüne rastlamışlar. Tabi Aslanların sayısı az, Sığırların fazla, tabi Aslanlar bu durum karşısında hemen bir toplantı yapmışlar ve sığırlara elçi yollamışlar. Elçi gidip Sığırlara demiş ki; Biz size saldırmak istemiyoruz ama bu sarı benekli Öküz bizim gözümüze batıyor. Onu bize veren biz size saldırmayalım. Sürüde bulunun Sığırlar bu teklifi kendi aralarında değerlendirmişler ve sonunda sarı benekli öküzü vermeyi kararlaştırmışlar. Tabi Aslanlar Sarı benekli Öküzü afiyetle yemişler. Gel zaman git zaman Aslanlar yine acıkmış, önceki plan tuttu ya yine bir elçi yollamışlar, bu sefer uzun kuyruklu İneği istemişler. Zamanla Kırmızı renkli, Siyah benekli, Uzun bacaklı derken sürü de 20 tane Sığır kalmış, Sığır kendi arasında düştükleri durumu tartışırken içlerinde en tecrübeli ve bilgin Yaşlı sığır sözü kesip demiş ki; Biz ilk o sarı benekli Öküzü vermeyecektik!

Her konu da aynıdır beyler bir kere fikirlerinden ve iradenden ödün verdinmi gerisi her zaman gelir. Hayat öylesine acımasızdır ki Cenab-ı HAKK kendi yarattığı İnsan nefsinin ne kadar rezil bir şey olduğunu bildiği için insanlara bunu dengelemek için türlü türlü meziyetler veya eksiklikler vermiştir. Dünya üzerinde yaşayan herkesin ilgisi ya da alakası hep farklıdır. Kiminin sanatsal zekası çok yüksektir, kimin görsel zekası, kimisinin Matematiksel zekası, yüksektir, Kiminin duygusal zekası. İşte kişinin bu türlü meziyetleri onun hayatına yön çizer. Bir düşünün toplum içerisinde herkesin zekası ve becerileri hatta duyguları da katalım, aynı olsaydı ne olurdu? herkes aynı iş kolunda çalışır ya da aynı duyguları yaşardı. Velhasıl önce insan olmasını becerelim. Eşref-i Mahlukat olalım. Yani Yaratılmışların en şereflisi…

Hatalarımız olacaktır. “Tecrübe yaptığımız hataların toplamına denir.” Hata yapa yapa tecrübe edineceğiz. Ancak verilen makam ve mevkilerinde hakkını vereceğiz. Bazen Cenab-ı HAKK sevmediği bir kuluna felaket için Makam verir. Bakarsınız ki bu makama kavuşan nefsi o adamı helak eder. Hem bu dünyası gider hem de ahireti. Bu nedenledir ki Otokontrol sistemimizi güçlendirelim. Yalnız kaldığımız da kendimizi eleştirelim. Yaptığımız hataları değerlendirelim. Bunu yaparken de nefsimize karşı biraz acımasız olalım. Çünkü Vicdanımız daima doğruyu söyler. Evet bu savaş çok zor olacak. Savaşlar tamamlanıp İslam devleti kurulanda ne demişti O Kutlu Nebi “Küçük Savaşları bitirdik, şimdi nefsimizle olan en büyük savaşımıza girişeceğiz.” Evet bu savaş çok büyük ve çok uzun. Nefis Mal ister, mülk ister, makam ister, Kadın, Erkek ve dahi mücevher altın ister. Ruh ise bu dünyevi metalardan sıyrılıp sonsuzluğun tadını çıkarmak ister. Ne demişti Şair “Ölümsüzlüğün tadını aldık, bize neyler ölüm.” Korkmayın beyler zamanın ve mekanın tek sahibi bizim için en iyisi ne ise onu nasip eder, ancak bir tek şartı var onun.. O’na kayıtsız ve şartsız inanmak ve güvenmek. LA GALİBE İLLALLAH. Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle…