TÜRKIYE DOĞRUSUNU YAPTI İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN ÇEKİLDİ
11 Mayıs 2011 Tarihinde İstanbulda imzalanan ve 1 Ağustos 2014 yılında TBMM tarafından kabul edilerek yürürlüğe konulan “Kadına yönelik Şiddet ve Aile içi Şiddetin önlenmesi ve Bunlarla Mücüdeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” ( İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ) 19 Mart 2021 tarihinde Cumhurbaşkanımızın Kararnamesi ile FESHEDİLDİ . Doğru bir karar oldu. Çünkü Devletimiz Kadınlarımızın Haklarını , aileyi korumayı Anayasa ve Yasalarla geleneklerimizle, inançlarımızın emri ile koruma kudretine sahiptir. Zaten bu anlamda İstanbul Sözleşmesine gerek de yoktu.
Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan a teşekkür ederiz. Zaten toplumun çoğunluğu tarafından rahatsızlık duyduğu bu sözleşme , şiddet sorununu çözememiş hatta 2014 yılından beri artmış. Sözleşme cumhurbaşkanımız tarafından tekrar gözden geçirildi ve nihai olarak bu Fesih kararını alındı. Hayırlı olsun
Ben de Sözleşmeyi madde madde inceledim ve hatta bir brifing hazırlayıp arkadaşlarımızla paylaştım. Genel olarak Kadın Hakları ve Aile içi şiddet i önleyici tedbirler içermekle beraber, beni ve muhafazakar insanların itirazı Toplumsal cinsiyet ibarelerini içeren maddelerdi.
“ Cinsiyet doğuştan değil , zamanla kazanılan bir durumdur” ifadeleri ile çarpık ve sapkın erkek- erkeğe , Kadin - kadına evlenme ( LGBT ) gibi ve Aileyi koruyan değil bireyi koruyan maddeler Temel itirazımızın başlıkları idi.
Ülke ve millet olarak şunu biliyoruz ki Aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet İstanbul Sözleşmesi ile var olmadı. Tüm şiddetlerin sebebi de bu sözleşme değil. Dolayısı ile her kötülük ve fenalıkları bir yere bağlamaktan ziyade islamdan uzaklaşma , gelenek ve göreneklerimizden uzaklaşmaya bağlamak en doğru tesbittir kanaatindeyim. Dolayısı ile bu sözleşmeye gerek de yok. Çünkü sözleşme ne aile içi şiddeti ne de kadına yönelik şiddeti önledi.
Aileyi korumak , kadının hak ve hukukunu korumak her insanın ve müslümanın öncelikli görevidir. Kadına yönelik şiddet her şeyden önce bir insanlık suçudur ve bu suçla mücadele bir insan hakkı meselesidir. Bu doğrultuda şiddetle mücadele dün olduğu gibi bugün de yarın da kararlılıkla sürdürmek bizlerin görevidir. Kendi iç hukukumuz Anayasa ve yasalarımız, Geleneklerimiz, göreneklerimiz bizlere Ailemizi korumada ve kadına şiddette önleyici rol oynayacaktır.
Velhasıl İşte bu sebeplerden dolayı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da ;“ Bizim kadınlarımızın haklarını,hukuklarını korumak için dışarıdan model almaya,tercüme yapmaya,kopya çekmeye ihtiyacımız yoktur.” Kanaat ve anlayışı ile bu sözleşmeyi çöpe atmıştır. Aile içi şiddetin olmadığı , kadına yönelik şiddetin Olmadığı, ailenin korunduğu güzel bir TÜRKIYE dileklerimle....
Yüksel KANTAR/ ARTVIN