03.01.2021, 12:47

TARİH ÖZGÜRLÜKLERİN MÜCADELESİ İLE DOLUDUR

Kimileri yalan söylemeyi,halkı kandırmaya çalışmayı siyaset yapmak zannetse de insanoğlu balık hafızalı değildir. Geçmişte yaşananları,dün de ve bugün de kimin ne olup ne söylediğini asla unutmuyor. Çünkü ulu önder Atatürk’ün de söylediği gibi ‘Türk Milleti zekidir, Türk milleti cesurdur,Türk Milleti çalışkandır’.

Siyasette ticarete benzer. Çok partili siyasetin olması siyasete rekabet ve rekabet de halka hizmete kalite getirmektedir. Ülkemizde tek parti döneminden sonra başlamış olan özgürlüklerin genişletilmesi günümüze kadar ‘arada bir kısa süreli kesintiler olsa da’ halen artarak devam etmektedir. Tek parti dönemindeki baskıcı rejimin halkımıza yaşattıklarını geçmişte bana anlatan yaşlılarımızın anlatımlarının yarısına gelincedayanamayıp göz yaşlarını tutamadıklarına çok defa tanık olmuşumdur. Ülkemizin Doğudan Batıya hemen her yerinde vergi memuru,jandarma ve Tekel Muhafaza Memuru korkusu ve zulmü çok yaşanmıştır. Burada küçük bir parantez açmalıyım. Şöyle ki; ağustos ayında köylü harmanda buğdayını elde ederken memur- jandarma gelip ürüne göre devlete verilecek miktarını tespit edince köylü çuvala koyarak varsa hayvanına yok ise sırtına yüklenerek sırtıyla Cevizlik ‘Cilcim’ Köyü Bedazor Mahallesinden Mersvan-Sallet Tepe-Kafkasör güzergahından şimdi şu an Defterdarlık Binası yerinde o yıllarda mevcut olan tarihi Ermeni Kilisesi içindeki depo memuruna teslim ediyor imiş. Teslim işi de sadece mesai saatleri içinde olabiliyormuş.Fakir köylü eşeğe sahip olamadığına mı yansın? Dağ köyünden yaya sırtında yük ile gelip yorgunluğuna mı yansın? Memurun mesai bitti demesine mi yansın? Halkın ağlaması Vergi alma işleminin köylüye bir tür işkenceye dönüşmüş olması içindir.

Keçiye devletin koyduğu vergi neredeyse keçinin kendi değerine yakın olduğu için sürüsü olan malının bir kısmını ormanın kayalık-mağara vb gizli yerlerinde saklarlarmış.

Köye gelen Tekel memuru köylünün cebine elini sokar kaçak tütün içip içilmediğini kontrol ederlermiş.

Cumhuriyetimizin tek partili iktidarı döneminde binlerce vakıf eseri ve camiler amacı dışında kullanılmış ve kimileri de satılmıştır. 1931 de Atatürk Konya gezisi sırasında bazı camilerin orduya verildiğini ve bu camilerin çok acıklı bir halde olduğunu görünce İsmet Paşa’ya çektiği telgrafta derhal bu camilerin müştemilatlarıyla beraber boşaltılmasını ve restore edilmesini emreder.Uzmanların devlet arşivlerinden çıkardığı resmi belgelere dayanan rakamlar şu şekildedir.1927-1972 yılları arasında 3900 Vakıf eseri satılmıştır.Bu satışların %84 ü 1926-1949 yılları arasında ve %16 sı 1949-1972 yılları arasındadır.Satılan 3900 eserin %97 si 2907 si din hizmetleri grubunda olup bunlardan 2815 adedi Cami ve mescittir.

Bizim ülkemiz, tarihimizin her döneminde savaştan kaçıp gelen halkların sığındıkları ülke olmuştur. 1- Kafkaslardan, Afganistan’dan ve Türkistan ülkelerinden kaçan,Türkler,Gürcüler,Abhazlar,Çerkezler 2-Balkanlardan ve Doğu Avrupa’dan savaşlardan kaçarak gelenler ki bunların içerisinde Yahudiler Türk Pasaportu verilip getirtilenlerdir.3-1709 yılında ,Osmanlı Döneminde Demirbaş Şarl’ı Osmanlı 5 yıl 2000 askeriyle birlikte misafir etmiştir.3-Yunanistan-Bulgaristan,Yugoslavya,Polonya’dan gelen Türk ve diğer milletlerin mensupları Anadolu’nun hemen her bölgesine yerleştirilmişlerdir.İstanbul’da Bosna köy ve Polonez köy geldikleri ülkenin adı ile kurulan ve devletimizin muhacir gelenlere hibe ettiği topraklardır.Çünkü Müslüman Türkler hamiyetperver ve merhametli insanlardır.1839 da Osmanlı en zayıf zamanında bile Abdülmecit Han kendisine sığınan Macar kralını ve Polonyalıları Ruslara teslim etmemiştir.

Genel olarak bu böyle olsa da tek parti döneminde bazen merhametsiz durumlar da yaşanmamış değildir.Mesela Boraltan Köprüsü hadisesi.1945 de Aras Nehrini geçip Türk Askeri Sınır Karakoluna sığınan ve sayıları 400 civarında bulunan kadın-çocuk ve erkeklerden oluşan sığınmacılar ilkin Devletimizce Kars çevresinde kamp kurularak bir süre misafir edilmişlerdir.Ancak zalim Stalin ‘Azeriler savaş suçlularıdır ve geriye bize iadesini istiyoruz’ demiştir.Rus baskılarına dayanamayan 1945 teki devlet yönetimi sığınmacı kardeşlerimizin iade edilmesine karar vermiştir.Ağlayan sızlayan Azeriler sürütülerek götürülüp köprünün diğer tarafında bekleyen Kızıl Ordu askerlerine teslim edilmişlerdir.

Boraltan Köprüsü faciası Türk Tarihinde örneği olmayan acı bir olaydır. 2.Dünya Savaşı sonunda SSCB hakkında basın yayın yoluyla açıklama yapmak yasak olduğu için bu olay 1951 yılında TBMM görüşmelerinde ortaya çıkmıştır.Sayıları,nerede ve ne şekilde teslim edildikleri de tam da belli olmayan ‘Çünkü mültecilerin bir kısmı kaçmıştır’ Türk asıllı ancak SSCB vatandaşlarının 150 civarında olduğu anlaşılıyor. Tren veya köprüden geçirilerek gerçekleşen bu acı ve hukuksuz olan teslim edilme olayının Avrupa ve ABD de geniş yankıları olduğunu görüyoruz. Bu mevzuda daha geniş bilgi için KTÜ'den Doç.İsmail Köse hocanın araştırmasını internetten okumanızı öneriyorum.

Gördüğüm o ki; geçmişten beri milletimizin içinde bulunan çok küçük bir grup, milletin değerleriyle sürekli alay eden,kavga eden bir tavır içinde olmuşlar. Milletimizin milli ve manevi değerlerine saygı duymak bir yana bugün dahi kaostan yana olduklarını görüyoruz. Birisi çıkıp ‘Ben başörtülü hakimin bana hukuka uygun karar vereceğine inanmıyorum’ diyor. Bir diğeri ‘Ak Parti’yi tutan öğretmene ben öğretmen demem’ diyor.Bir başkası ‘Türkiye Karabağ’a Suriye’den terörist taşıyor’ diyor. Bir bakıyorsunuz ‘ Türkiye’de güvenlik sorunu var yabancı sermaye gelmesin’ mealinde açıklama yapıyor. Bu türden açıklamaları bir TC yurttaşı olarak dinleyince acaba muhalefet mensupları neyi amaçlıyorlar? Diye düşünüyorum ve bir ülkemiz yararına olabilir bir şey bulamıyorum.’Sarayı yıkacağız ve parlamenter sisteme geri döneceğiz’ diyenlerin ilerici olabilmeleri mümkün mü? Devletin bulduğu Doğal Gaza Sevinemeyen bir yurt sever düşünebiliyor musunuz? İHA+SİHA ve diğer öz imalatlarımız ile Türk Savunma Sistemini küçümsemek hatta Ordumuza hakaret etmek millik olabilir mi? 300 yıl Osmanlı toprağı olmuş ve savaşta Atatürk’ün gözünden yaralandığı Libya’da bugün kalkıp ‘Libya’da ne işimiz var’ demek Atatürkçü düşünceye yakışıyor mu? Vay efendim Ayasofya Camisi neden açılmış? Hatta birisi de kalkmış ‘Sultan Ahmet Camisi bile müze olmalıdır’ diyor.

Suriye’de ne işimiz var diyenlere sormak gerekmez mi? Siz nereden teşrif etmiştiniz? Öyle ya bugün TBMM içerisinde her soy ve her dinden Parlamenter olduğunu hemen herkes bilmiyor mu? Suriye sınırı kapansın savaştan kaçanlar da sınırda Esed askerlerince öldürülsün mü? 1945 Boraltan faciası gibi mi olsun? Veya orada ABD +AB Ülkelerinin 1918 Sevr dayatmasına uyalım ve istedikleri gibi bir Kürt Devleti kurulsun öylemi? Irak+İran+Türkiye topraklarını kapsayan bir terör devleti olsun o da İran’a karşı İsrail’in güvenliğine tampon görevi yapsın.İstenen bu olabilir mi? 1947 de İsrail kurdurularak Ortadoğu’da bir yangın çıkartılmış 53 yıldır bu yangın söndürülememiş. Şimdi de 2. Bir yangın mı çıksın?

KKTC G.Magosa Maraş Bölgesi 46 yıldan sonra açıldı. Azerbaycan 28 yıldan sonra öz topraklarını TC desteğiyle Ermenilerden kurtardı. Libya’da askeri iş birliği ve dostluk anlaşması ile meşru hükümet güçlendi ve Libya’da akan kan son buldu. TC Devleti mavi vatana haklarına sahip çıktı. Bizler birer vatandaş olarak şimdi bunlardan haz duymayıp 1918 de bazılarının istediği gibi dominyon olmayı mı isteyelim? Ya da hükümeti yıkalım koalisyonlara geri dönelim mi isteniyor? 1978 de Ecevit’in iktidar Partisinden 11 vekile 11 Bakanlık vererek transfer ettiği gibi yapar iktidar oluruz hesabı mı var acaba? Şimdi TV kanalları çok ve çeşitli.Ayrıca çocuklar dahi internet kullanıcısı olduğundan google’ye bilmediklerini sorup kolayca öğrenebiliyorlar.Dolayısıyla hangi Belediyede ne tür hırsızlık,yolsuzluk ve taciz olayları olduğunu ilgililer örtmeye çalışsalar dahi hiçbir şey artık gizli kalmıyor.

Geçmişte ,İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel beyi ayrıldığı eski eşi şikayet ettiği için yolsuzluk ortaya çıkmıştı. Şimdi akıllı telefonlarımızdan kimin ne zaman nerede olduğunu bile dünyanın hemen her ülkesi artık bilebiliyor. Bunu devletimizin hemen her gün yakaladığı FETÖ gizli üyelerinden de görüyoruz,biliyoruz. O bakımdan en azından Milli konularda Muhalefetin İktidara destek vermesi,engellemek karalamak,başarıları küçük göstermek yerine yol gösterici ve destekleyici olmaları kendi çıkarlarına olur. Kendileriyle çelişkili beyanlar,gizli toplantı yapıp sonra inkar etmeler ve Milletin değerleriyle savaştıkları taktirde iktidar için bir 70 yıl daha beklerler. Eğer gerçekten iktidar olmak istiyorlar ise tabi ki.Milletimiz kazandığı kıyafet özgürlüğünü ve diğer özgürlüklerini büyük mücadeleler sonunda kazanmış ve de artık Anayasal güvenceye de alınmıştır. Verilen hak geri alınamaz hukuk kuralıdır. Bana öyle geliyor ki buna kimsenin gücü de yetmez zaten. Hukuk herkese lazımdır.

Sağlık ve muhabbetler temennisiyle 2021 yılımız kutlu olsun.

02.01.2021

Mithat Tahtalı

muhmithat@mynet.com

Yorumlar (0)