SARP’LA İLGİLİ1920 TARİHLİ GAZETE NOTU
Sarp, Artvin ilimizin Kemalpaşa ilçesine bağlı bir köydür.* 1835 tarihli Arhavi Nüfus Defterinde adı "Sarp" olarak geçer.** 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Çarlık Rusyası sınırlarında kaldı. 1918-1921 arasında “Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti” sınırları içinde yer aldı. 1921'de Türkiye-Sovyetler Birliği sınırı belirlenirken köy ikiye bölündü. Türkiye tarafında kalan köyün adı Sarp, Gürcistan tarafında kalan köyün adı Sarpi oldu. Köy, daha önceleri Hopa ilçesine bağlı iken, Kemalpaşa'nın 2017 yılında Resmi Gazete'de yayımlanan 694 sayılı KHK'da yer alan düzenlemeyle ilçe olması üzerine Kemalpaşa'ya bağlandı. Sınır, bölgede yaşayanların sosyal, kültürel ve akrabalık bağları hiç dikkate alınmadan çizilir. Tamamen doğal şartlar göz önüne alınarak, köyün ortasında geçen dere sınır kabul edilerek, oluşturulan bu sınırla sarp köyü ortadan ikiye bölünmüştür. İkiye bölünen köyün camisi bir tarafta, imamı bir tarafta kalır. Köylülerin evleri bir tarafta, tarlaları bir tarafta kalır. Böylece aileler, akrabalar birbirlerinden sınırla ayrılmış topraklar ikiye bölünmüştür. Pasavan adı verilen bir belge ile 1937 yılına kadar toprakları karşıda kalan köylüler günü birlik geçişlerle topraklarını işlemişler, hasatlarını toplamışlar, akraba, eş dost ziyaretlerini günü birlik geçişlerle sağlamışlardır.*** Türkiye ve Gürcistan arasındaki Sarp Sınır Kapısı bu iki köyün ortasında yer alır. Sarp sadece iki ülkenin kesiştiği bir yer değildir, aynı zamanda yeşille mavinin birleştiği doğa harikası güzel ve şirin, aynı zamanda güler yüzlü ve cana yakın insanların yaşadığı bir coğrafyamızdır.
1989 yılında açılan Karadeniz kıyısında Türkiye ile Gürcistan arasındaki Sarp Sınır Kapısı ile köy ayrı bir önem kazanmıştır. Hopa ilçesinin 15 km doğusunda yer alan Sarp Sınır Kapısı Gürcistan'a açılan bir kapı olmanın yanında, bütün Kafkasya'ya ve Orta Asya ülkelerine açılan karayolu üzerindeki sınır kapısı olarak da önemlidir. Gürcistan'ın Acara Özerk Cumhuriyeti'ne açılan bir kapı olan Sarp Sınır Kapısı'nın, Acara'nın yönetim merkezi Batum kentine uzaklığı yaklaşık 20 km'dir. 10 Aralık 2011'den beri Türk ve Gürcistan vatandaşları pasaporta ihtiyaç duymadan sadece nüfus cüzdanı ile Türkiye ve Gürcistan'a geçebilmektedir.****
Sarp köyünün o dönemde de önemli bir yerleşim yeri olduğu nüfusundan anlaşılıyor. Yazının kaleme alındığı tarihte nüfusu beş yüz kişiden oluşuyor. Bu sadece erkek nüfusu mudur, yoksa kadın-erkek nüfus toplamını mı oluşturuyor belirtilmemiş. Tahminimiz erkek-kadın toplam nüfusu oluşturduğu yönündedir. Köyün günümüzdeki yakın tarihlere ait nüfus bilgilerine baktığımızda, dönemi için önemli bir nüfus yoğunluğu karşımıza çıkıyor, bu durum da köyün dönemi için önemini göstermektedir.
ARTVİN KEMALPAŞA SARP KÖYÜ YILLARA GÖRE NÜFUS VERİLERİ*****
YIL KÖY ADI SARP NÜFUSU SARP ERKEK NÜFUSU SARP KADIN NÜFUSU
2019 SARP KÖYÜ 181 92 89
2018 SARP KÖYÜ 202 103 99
2017 SARP KÖYÜ 213 105 108
2016 SARP KÖYÜ 211 106 105
2015 SARP KÖYÜ 213 104 109
2014 SARP KÖYÜ 217 109 108
2013 SARP KÖYÜ 202 101 101
2012 SARP KÖYÜ 194 100 94
2011 SARP KÖYÜ 211 106 105
2010 SARP KÖYÜ 212 106 106
2009 SARP KÖYÜ 233 117 116
2008 SARP KÖYÜ 245 122 123
2007 SARP KÖYÜ 237 119 118
İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Kütüphanesinde 0/3561 numarada kayıtlı Batum’da aylık olarak Osmanlı Türkçesiyle yayımlanan sahipliğini Naime Hikmet’in, müdürlüğünü M. Hikmet’in yaptığı “Mektep Mecmuası” adlı gazetenin 20 Ağustos 1920 tarihli birinci sayısında yer alan yazı bu şirin ve şirin olduğu kadar önemli köyümüzün geçmişine ışık tutacağını düşünüyoruz. Metin Osmanlı Türkçesiyle yazılmıştır. Yazının başlığı “Ekmek-Ma’ârif”tir. Başlıktan da anlaşılacağı gibi yazının konusunu eğitim oluşturmaktadır. Arka arkaya yaşanan savaşlar, bölgenin sıkça el değiştirmesi beraberinde yokluk ve eğitim yetersizliğini doğurmuştur.
Yazı, gazetenin müdürü olan M. Hikmet imzasını taşımaktadır. M. Hikmet’in Sarp’a yaptığı seyahate dair bir hatıra mahiyetindedir. Yazının başındaki “Yazı, gazetenin müdürü olan M. Hikmet imzasını taşımaktadır. M. Hikmet’in Sarp’a yaptığı seyahata dair bir hatıra mahiyetindedir. Yazının başındaki “Bilhassa bizim içün ma'ârif, ekmek kadar büyük, mübrem
bir ihtiyâcdır.” Sözü dikkat çekicidir. Giriş bölümünde Sarp köyü tasvir edilmektedir. Bu bölümde Osmanlı Türkçesinden Hüseyin Azaklı tarafından günümüz harflerine çevrilen yazıyı olduğu gibi aktarıyoruz.
EKMEK-MEARİF
Bilhassa bizim içün ma'ârif, ekmek kadar büyük, mübrem bir ihtiyâcdır.
Birkaç hafta evvel,mekteb imtihânlarında hazır bulunmak üzere 'Sarp' nâm karyeye, mu'allim arkadaşlarımla da'vet olunmuşduk. Memnuniyetle gitdik. Sarp, Batum’a araba ile birkaç saat mesâfede, deniz kenarında, zümrüd gibi ağaçlar arasına gömülmüş münferid evlerden ibâret idi. Karyenin medhalinde, muntazam bir kıt'a hâlinde elli kadar mekteb talebesi, iki hoca ve köylülerden bir grup bizi istikbâle hazır bulunuyorlardı. Cümlesini hürmet ve ta'zimlerle selâmlayarak karyeye dâhil olduk. Bizi mektebe götürdüler. Köyün imamı ve büyükleri hep mektebe toplandılar. İlk görüşdiğimiz bu muhretem köylülerle aramızda pek samîmi konuşma başladı. Mekteb ve çocuklardan konuşuyorduk. Sarp'ta mekteb bu sene zarfında açılmış. Daha evvel Sarplılar mekteb görmemişler! Karyenin beşyüze yakın nüfûsu içinde yalnız imamdan ve mekteb hocalarından başka okur yazar adamı olmadığını öğrenince pek derin teessür ve teesüflere müstağrak olduk! Beşyüz nüfûs arasında on kişi okur ve yazar bulunması ne büyük felâket! Ne elim hal!
Fakat, ah, tahsîl görmeyenler, okuma ve yazma bilmeyenler yalnız bir köyde, bir beşyüz nüfûs içinde olsa! Hangi köye gidilse, hangi islâm memleketine,islam muhîtine varılsa! Böyle, birçok beşyüzler içinde, on danecik olsun, tahsîl görmüş, okumuş yazmış yok! Ah ne yazık! Bir kitabdan aldığım şu notlar, ne kadar geride kalmış olduğumuzu ne güzel anlatıyor: 'Bugün Almanya'da, çocuklarına mekteb tahsîlini te'min içün, vesâit-i mümküneyi isti'mal itmiyecek bir tek baba tasavvur idilemez. Bu sa'yededir ki, Almanya'da okuyub yazma bilmeyenlerin adedi heman sıfır derecesine inmişdir. 1913'de, hidmet-i askeriyeye dâhil olan askerlerden, onbinde yalnız dördü mekteb tahsîli görmemişdi. Ma'mâfih, bu tahsîl görmemiş olan dört neferin ikisini de, gençlik hayâtı memâlik-i ecnebîyede geçirmiş olanların teşkîl itdiğini işâret itmek îcâb ider.' İşte onbinde yalnız 'dört' mekteb tahsîli görmemiş bir memleket! Ve beşyüzde yalnız 'dört' okumak ve yazmak bilen memleket!.. Birisi ma'ârifi en büyük ihtiyâc bilmiş, her köşesine sokmuş, ırfan saçmış, mu'allim girmeyen yer bırakmamış, her tarafı zıya-ı ilim ve ırfan ile aydınlatmış..Her şeyi, her şeyi yapmış, yapmağa muktedir olmuş; diğeri cehlin muzlim karanlıkları içinde yalnız uyutulmuş! Uyumuş! Biz her vechile ma'ârifden mahrûm bırakılmış, esir kalmış! Zulm görmüş!..
Bir milleti ma'ârifden mahrûm itmek ona en büyük zulm ve cinâyeti yapmak dimekdir. Evet, nice bîçare beşyüzlerin hepsi câhil! Hiçbir şey bilmez, dünyâdan bîhaber! İyiyi kötüyü, doğruyu eğriyi tefrîkden âciz!
Her tarafda hayât sönmüş..Kin, garaz, riya, hased, nefret...Sefalet, levs, hep levs! Çünki hiçbir yere ma'ârif zıyası girmemiş, ilim ışıkları yanmamış..
*****
Sarplılar okumadıklarına, okutdurulmadıklarına ne kadar teessüf idiyorlar ve yalnız onların da çocuklarını okur ve yazar görmekle, terbiye ve tahsîl itdirmekle memnûn, müftehir olduklarını gösteriyorlardı. Bedbaht köylülerin tali'li bu çocukları mektebin ağuş-u şefkat ve terbiyesine atılmış, ilim ve irfân tahsîline başlamışlardı. Köylülerde ma'ârif heyecânı uyandırılmışdı. Çocuklar velilerinin huzûrunda ve bizim yanımızda imtihân idildiler; pek güzel cevâblar virdiler. Mekteb, terbiye ve tedrîsatına devâm itdiği takdîrde beş on sene sonra, şimdi hiç okuma ve yazma bilmeyen bu köyde, birçok tahsîl görmüş, ma'lumat sâhibi, okur ve yazar, memleketi içün fedâkâr, çalışkan insânlar yetişeceğine hiç şübhe idilmesin. Sarp karyesi mektebi olduğu içün bahtiyârdır. Sarplıları alenen tebrik ve mekteblerine sıkı sıkı sarılmalarını, gözleri gibi bakmalarını tavsiye ideriz.
*****
Bir milletin irfân ve harsî ne kadar kuvvetli olursa kudret ve kemâli de o kadar büyük olur.İrfan tevlîd itmek, harsî kuvvetlendirmek içün ma'ârif lâzımdır. Binaen aleyh, heryerde mekteb açılması, bütün çocukların, esâslı gâyeler üzerine terbiye ve ta'lim idilmesi, ulûm ve ma'ârifin intişâr itmesi.. bir memleket içün en büyük ihtiyâclardandır.Bu ihtiyâcların te'minine çalışan ferd, hey'et veya cem'iyetlerin ne büyük, ne mukaddes vazîfe der'uhde itmiş oldukları şübhesizdir. Mearife hidmet, terbiye ve ilim esâslarını korumak, insanları pençe-i cehâletden kurtarmak, şahsa, âileye, memlekete ve cem'iyet-i beşeriyeye de en büyük hidmetdir.Herkesin kendi bedeninden, kuvvetinden, kendi vicdânından, kendi dimağından birşey fedâ iderek bu husûs içün himmet ve fedâkârlık itmesi insâni bir vazîfe ve vecîbedir. Hergün köy, şehir sokaklarında boş gezen, avare dolaşan yüzlerce perîşan ve sefîl çocuklara acımalı. Bunlar memleket ve insâniyet içün birer yaradır. Bu çocukları kollarından tutub mekteb kucağına, irfân ocağına bırakmak, bunların sa'âdet ve istikbâllerini te'min itmek,bunları Nâfi'a birer insân yetişdirmek ne ulvî bir hidmet, ne büyük bir sadakadır. Çünki 'İlim, virilen sadakaların en büyüğüdür.' Bu çocuklar bakılmaz, câhil bırakılırlarsa kendileri ve memleketleri içün muzır birer insân yetişeceklerine hiç şübhe idilmemelidir. Memleketin ümîd ve istikbâli, rûh ve hayâtı olan bu çocukları tehlike ve felâketlerden kurtaracak, bunlara sa'âdet hazırlayacak ma'ârifdir. Mearif inkişâf ve inkılâbı sa'âdet ve selâmete mukaddimedir. Her tarafda ma'ârifin teşmîli içün iyi bir büdce lâzımdır. Buna ahâlinin de, kuvve-i mâliyeleri nisbetinde, mu'âvenette bulunmaları, bulundırılmaları fâideden hâlî değildir. Bugün ve yarın içün memleketin en büyük ihtiyâcı ve en büyük hayrı ve menfa'ati ma'ârif mes'eleleri olduği cihetle bu husuda erbâb-ı servet ve ticâretin hamiyetlerine mürâca'at idilebilir ve bu şübhesiz, pek fâideli bir müsmir netîceler tevlîd ider.
Bu memlekette bulunan Hıristiyan cemaatinin bilhassa ma'ârif husûsundaki mesâ'îlerini ibretle temâşâ idelim. Mearif içün her mağazadan, hânelerden, bir çok usûl ve vâsıtalarla toplanan paraların yekûnü bir sene zarfında milyonlara bâliğ olmakdadır. Bunlar toplamasını biliyorlar ve toplanan paraları da hüsn-ü isti'mal ile mahall-i sarfını da ta'yin iderler. Biz toplamasını bilmeyiz, toplanan paraları da su-i isti'mal ideriz, mahall-i sarfını da ta'yin idemeyiz! Sonra, ahâlimiz para virmeyince hamiyetsizliklerine hüküm viririz. Halbuki, halk ma'zurdur. Şehir, köy mekteblerine, fakir, bî-kes çocuklara, ma'ârif-i husûsâtına sarf idilmek üzere Batum merkezinde umûmî bir 'maarif kasası' açılması ve bunun vâridâtı i'âneler, müsâmereler, ve sâireler ile te'min idilmesilüzûmuni hiss itmekdeyim. Ciddi ve sebâtkar bir sa'y netîcesinde ümîdin fevkınde para toplanacağı ve birçok hayırlı işlere medâr olacağı şübhesizdir. Mearif mes'elesinde 'muallimliğe kıymet' virmek siyâsetin en yüksek bir gâyesi olmalıdır. İyi mu'allim bulmalı, yetişdirmeli,muallimliğe maddî ve ma'nevi yüksek mevkî' virilmelidir.Mu'allimliğe kıymet virmenin, çocukların terbiyesi içün ne mühim bir âmil olacağı âşikârdır.Gençlerin fa'âliyet-i dimağıyesi içün ilk münebbih, şübhesiz, mu'allimlerdir.Bugün ve bilhassa yarın içün, ağır ve dakîk bir vazîfe der'uhde iylemiş olan mu'allimliğe kıymet viren memleketde vazîfe ve meslek aşkı uyandıran bir siyâset, şübhe yok ki en esâslı bir irfân siyâsetidir. Hülâsa, ma'ârifsizlik en büyük feleketdir. Cehalet,ölümdür. İstikbal ise ma'ârifine ehemmiyet viren, terbiye mes'elesini en iyi hal iden millete aiddir. M. Hihmet
KAYNAKLAR
* Tahir Sezen, (2017), Osmanlı Yer Adları, T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayın No: 26, Ankara.
** Murat Ümit Hiçyılmaz(2015), Cayeli'nden Oyani - 1835 Arhavi-Hopa-Findikli Nüfus Kayitlari, Dergah Yayınları, İstanbul.
*** Osman Metin, Öznur Okuyucu(2013), Sarp Sınır Kapısının Hopa’da Yaşayan Ailelere Etkileri, Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: XV, Sayı 1, 2013. **** Hopa Belediyesi, http//hopa.bel.tr/index.php (20..03.2013); Hopa Kaymakamlığı, www.hopa.gov.tr (20.03.2013) ***** (https://www.nufusune.com/3982-artvin-kemalpasa-sarp-koy-nufusu#:~:text=ARTV%C4%B0N%20KEMALPA%C5%9EA%20SARP%20K%C3%96Y%C3%9C%20N%C3%9CFUSU,Erkek%2C%2099'si%20Kad%C4%B1nd%C4%B1r.) (14.06.2020)