14.03.2022, 09:59

MİLLİ GÖRÜŞ HÜKÜMETİNE DARBE

28 Şubat 1997 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu toplanıyor ve milletin oyu ve hür iradesi ile seçilen Refah Partisi ve Doğru Yol Partisinin kurduğu ve BBP nin dışarıdan desteklediği Refah- Yol hükümetine güya “Rejim aleyhtarı irticai faaliyetlere karış alınması gereken tedbirler" başlıklı 18 maddenin yer aldığı, "gizli" ibareli ek belge dikte ediyorlar. 


Refah-Yol Hükümeti Başbakanı rahmetli Necmeddin Erbakan bu kararları kabul etmediğini yumuşatılması gerektiğini beyan ediyor.
Bu süreçte irtica ile mücadele etmek için TSK’ne bağlı Batı Çalışma Grubu kuruluyor. Bu kurul yargı mensuplarına, rektörlere ve diğer kamu görevlilerine irtica ile mücadelede neler yapılması gerektiği konusunda brifingler veriliyor. Muhafazakâr insanlar fişleniyor, kamudan atılıyor, başörtülüler üniversitelere artık alınmıyor, imam hatip okullarının orta kısmı kapatılarak ilköğretim kesintisiz olarak sekiz yıla çıkarılıyor, kuran kursları kapatılıyor, iş insanları fişleniyor ve baskı altına alınıyor. 


Milletim daha fazla zarar görmesin diye 18 Haziran 1997 tarihinde rahmetli Necmettin Erbakan başbakanlıktan istifa ediyor. İstifasının nedeninin başbakanlığı Tansu Çiller’e devretmek olduğunu belirtiyor. Ancak dönemin Cumhurbaşkanı, darbenin mimarı Süleyman Demirel 19 Haziran’da hükümet kurma görevini o sırada arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller’e vermeyip, 3. Parti ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a veriyor. 


30 Haziran’da Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk’la birlikte ANASOL-D Hükümeti’ni kuruyor ve mütedeyyin muhafazakâr Müslüman insanlarla (irticacı) mücadele bin yıl sürecek denilerek zulme devam ediliyor. 


17 Aralık 1997 tarihinde Refah partili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı bugünkü cumhurbaşkanımız, Ak Parti Genel BAŞKANI sayın Recep Tayyip Erdoğan Siirt’te Ziya Gökalp e ait bir şiiri okuduğu için hapse atılıyor. Millî görüş mensupları zulme uğramaya devam ediyor.  Peki, Refah-Yol hükümeti, Millî Görüşün 11 aylık iktidarı döneminde yaptığı hangi icraatlar darbecileri rahatsız etmişti. Faizler %76’dan %50’ye çekildi, köylülere % 50 gübre sübvansiyonu sağlandı, BAĞ-KUR emeklilerine % 300 zam verildi, esnaflara düşük faizli kredi sağlandı, asgari ücretliye % 100 zam yapıldı kamu personeline %102.5 zam yapıldı, denk bütçe yapıldı.


Postmodern darbe ile muhafazakâr milli görüşçüler iktidardan uzaklaştırılıyor, batı güdümlü ılımlı İslamcı diye addedilen FETÖ’ ye alan açılıyordu. O günün darbecileri vatanına milletine bağlı milli, yerli milli görüşün mimarı Rahmetli Erbakan Hocamız ve onun yol arkadaşlarına zülüm ediyor, esas darbecilere bilerek yol açıyordu. 


Gerçek şu ki Refah-Yol hükümeti döneminde millet refaha kavuşuyordu ama çeteler, rantçılar, darbeciler kaybediyordu. Milletin kazanmasını istemeyenler bankaların içini boşaltıyor, paradan para kazanıyordu. İşte darbenin gerekçesi budur. Bu vesile Millî görüşün lideri, Savunan Adam, Mücahid Necmeddin Erbakan’ı rahmetle anıyorum.


28 Şubat sürecinde MGK bildirisini imzalamaması için Rahmetli Erbakan hocaya destek veren, 28 Şubat sürecinde "Millete karşı çevrilen namluya selam durmam" diyen Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nu milli ve milliyetçi duruşundan dolayı kutluyorum. Mekânın cennet olsun güzel insan. 
28 Şubat postmodern darbesinden kalan ise milyonlarca kardeşimizin mağduriyeti, milyonlarca kızımızın gözyaşı, milyonlarca. Kardeşimizin kaybolan yılları ve umutları. Ve bu mağduriyetlerine rağmen devletine milletine darılmayan küsmeyen, şiddete asla başvurmayan vefalı çilekeş vatanseverler. Selam olun o sabırlı merhametli ve güzel insanlara. Unutulmamalıdır ki “Biz “bir ölür “bin” diriliriz. Elhamdülillah Bugün darbenin yıldönümünde, ülkemizin tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat darbesini unutmadık, unutmayacağız! Tüm darbeleri ve darbecileri şiddetle kınıyorum. #28Şubat


Yüksel KANTAR/ARTVİN

Yorumlar (0)