KUR’AN-I KERİM’İ YAKMAK
İsveç’teki menfur Kur’an yakma eylemi gündemdeki yerini koruyor. Ortada Müslümanların kutsalına açık bir saldırı
var, tabii olarak da tepkiler. Olayın dini olduğu kadar siyasi yönü de var. Orası ayrı mesele. Biz burada dînî boyutu
üzerinde duralım.
Kur’an yüce Rabbimizin insanlığa son vahyidir. Miladî 610’da başlayan bu son vahyin indiriliş süreci 23 senede
tamamalandı. Allah Rasûlü(sav) inen ayetleri ashabına tebliğ ediyor ve vahiy katiplerine de yazdırıyordu. Ayrıca da
ezberleniyordu. Vahiy katipleri inen ayet ve sûreleri o devrin yazı malzemeleri olan ince ve yassı taşlara, düz
kemiklere, derilere, kağıtlara, hurma dallarına vb. şeylere yazıyorlardı. Şurasını bilelim ki Rasûlüllah’ın devrinde
Kur’an iki kapak arasında yazılı bir kitap değildi. Yani Rasûlullah devrinde bir “mushaf” yoktu. Kur’an’a abdestsiz
dokunup dokunmama meselesine bir de bu cihetten bakmak lazım. Nitekim mevzuyla alakalı ayete Diyanet İşleri
Başkanlığımız da dahil olmak üzere birçok mealci şöyle meal vermiş: “Ona ancak temiz
olanlar(melekler)dokunabilir.”(Vâkıa 79)
Kur’an-ı Kerim daha sonra Hz. Ebu Bekir devrinde cem edilerek bir mushaf haline getirildi. Böylece Kur’an ilk kez
mushaf haline gelmiş oldu. Hz. Osman devrinde ise bu mushaf esas alınarak çoğaltıldı. İşte yeryüzündeki bütün
mushaflar bu ilk mushafların aynısıdır.
Bu kısa izahattan sonra gelelim Kur’an’ın bizim neyimiz olduğuna. Kur’an’a bakışımız mushaf düzeyinde kalınca bu
sefer Kur’an’ın verdiği mesaj, hayat kitabı olma vasfı ıskalanıyor. Kur’an’a saygı sadece onun yazıldığı kağıda,
basıldığı mushafa saygı olarak algılanıyor. Ya da Kur’an’a saygı sadece onun mushafını yüksekte bulundurma,
“abdestsiz dokunmama” boyutuyla sınırlı kalıyor.
Halbuki Kur’an hayat nizamıdır. Her ayeti insanın dünya ve ahretini dizayn içindir. Okuyup üflemek için değildir.
Rasululllah bize böyle bir din bırakmamıştır. İstiklal şâirimiz Âkif ne güzel ifade etmiş: “Ya okur geçeriz bir
ölünün toprağına /Ya açar bakarız nazm-ı celilin yaprağına , İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin/ne
mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için”
Kur’an bize birtakım emirler ve yasaklar/talimatlar ile ahlaki erdemleri bildirir. Bir talimatı okumakla o talimat yerine
gelmiş olmaz. Üst makamdan gelen bir talimatı okumakla talimat yerine gelmiş olmaz. Yangın talimatını okumakla
yangın söndürülmez. Doktorun yazdığı reçeteyi okumakla hastalıktan şifa bulunulmaz.
Ne yapmak lazım? Rabbimizin talimatlarını yerine getirmek lazım ki Kur’an’a saygılı olmuş olalım. Bugün biz
Müslümanların Kur’an ile iletişimi “okuma” düzeyinde yerinde sayıyor. Hâlbuki Kur’an okunmak için değil hayata
okunmak için gelmiştir.
Bir kaç misal verelim.
“Faiz yiyenler Allah ve Rasulüne savaş açmışlardır/ Faiz yiyenler, kabirlerinden şeytan çarpmış kimselerin cinnet
nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar (Bakara 275-279); zinaya yaklaşmayın (İsra 32); içki, kumar, putlar, fal ve şans
okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan uzak durun… (Maide5/90); ölçü ve tartıyı adaletle yapın/ticarette hile
yapmayın ( Enam 152), ölçü ve tartıda hile yapanlara/yolsuzluk yapanlara yazıklar olsun (Muraffifin 1), mü’min
erkek ve kadınlara söyle gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar… Kadınlar, dışarıda kalanlar
başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar… (Nur 30-31); birbirinizin
gıybetini yapmayın(Hucurat 12); yetim malını haksız olarak yiyenler karınlarına ateş dolduruyorlar (Nisa10)
Bu ayetler bir müslüman için ne ifade ediyor? Bu ayetleri okuduğumuz zaman iş bitiyor mu? Hele ki bunu bir “ölüye
okumak” ne kadar da garip değil mi? İçki ayetini ölüye okumak! Ya da tesettür/örtünme ayetini ölüye okumak!
Bir soru ile bitirelim. Bir müslümanın Kur’an talimatlarını çiğneyerek ticarette hile yapması, faizcilik-tefecilik ve
karaborsacılık yapması, nikahsız olarak bir kadınla birlikte olması, evli olduğu halde bir kadının bir erkeğe kaçması
ya da bütün bu rezaletlerin her gün akşama kadar TV ekranlarında milyonlara izlettirilmesi ve kimsenin de ses
çıkarmaması, bu rezaletleri normal görmeye başlaması Kur’an/Mushaf yakmaktan daha mı hafif bir cürümdür?
30.01.2023