Dua Anlamlı, Samimi, Kuşatıcı Olmalı
Alıştığımız ezberlediğimiz dualar vardır. Bir de içimizden geldiği gibi yaptığımız dualar vardır. Yaptığımız dualardan anlamı itibari ile sosyal hayattaki gerçeklere uymayan dualar vardır. Sondan başlayalım birer örnek verelim…
Mesela “Beni kimseye muhtaç etme Yarabbi” derken eksik bir dua yapıyoruz. İnsanlar hayat devam etsin diye sırtlarını birbirine dönmesin diye birbirine muhtaç yaratılmıştır. Doğrusu “Beni namerde muhtaç etme Yarabbi” demektir. Çünkü ‘Namert’ sıkıntı veren kişidir. Huzur vermez, kucaklamaz, iter… İçinden geldiği gibi yapılan dua en doğal olandır. Bir kişi doğuda askere giderken; “Yarabbi çocuklarımı, hanımı sana bıraktım sen onlara eyy bakarsın hemi? Senden başka kime bırakabilirdim ki…” demiş. Sanki yaratıcı ile karşılıklı konuşuyormuş gibi dua etmiş. Bir de geleneksel dualarımız var. Onlarda güzeldir elbet… Mesela ‘unutulmamış Osmanlı Cuma duası’ şöyledir;
Hayırlar feth ola şerler defola.
Gönüller şad ola... Akıl başa gele, fitne taşa gele
Devletimiz payidar ola birlik ve dirlik daim ola
Milletimiz selamet bula düşmanlarımız kahr-u perişan ola
Oyunları bozula, boyunları büküle
Kalplerimiz mesrur, sırlarımız mestur, zahirimiz mamur, batınımız pür nur ola
Cenap-ı hakk dert verip derman aratmaya
Hastalarımıza şifa, dertlerimiz deva gönüllerimize iman vere
Kalplerimizi musaffa eyleye
Zümre –i salihinden ve güruh-ı naciden eyleyip dualarımızı dergah –ı izzetinde kabul ve makbul eyleye
Nefesimiz hakk nutkumuz can bula gönlümüz hanelerimiz huzur dola
Hoşça ve dostça kalın…